Nedir.Org *
admin

Anlatım Nedir

Resim Ekle Dosya Ekle Video Ekle Soru Sor Bilgi Ekle

Duygu, düşünce, bilgi ve gözlemlerimizi başkalarıyla paylaşmak istediğimizde anlatma yöntemini kullanırız. Anlatma olayına anlatım denir. Öyle ise anlatım, duygu ve düşüncelerin söz ya da yazı ile açıklanması diye tanımlanır. Anlama olmadan anlatma olmaz. Anlamayı öğrenmeden, anlatma öğrenilemez. Görülen bir olayın, nesnenin; duyulan, okunan olayların, bilgilerin kavranmasına anlama denir. Anlatım ise; zihindekilerin başkasının zihnine, söz ya da yazı ile, aktarılması işleminin adıdır. Anlama edilgen (pasif) bir eylemdir, anlatma ise etkin (aktif) bir eylemdir. Anlamada; ilgilenilen konunun neye işaret ettiğini sezebilmek; özünü, gerçeğini kavramak; benzer konular arasında ilişki kurarak bütünü görebilmek; neden-sonuç ilişkilerinden yola çıkarak geleceği görebilmek; sorunları, güçlükleri kolay ve doğru çözebilmek vardır.

Günümüzdeki yoğun iletişim ağı içinde çabuk anlama ve kolay anlatım bir zorunluluktur. Birçok meslek var. Bir meslekle uğraşan pek çok kişi var. Meslekler arası ilişkiler var. Bu ortamda kişinin kendi bilgisini, önerisini, çalışma projelerini başkalarıyla paylaşması, başkalarının bu türlü açıklamalarını kavraması gerekmektedir. İş yerindeki yönetenin iş görevlendirmelerini sağlıklı yapabilmesi için, yönetilenin görevlendirmeleri iyi anlayabilmesi ve çalışmalarını sözlü ya da yazılı raporlaştırabilmesi için, kişilerin sözlü ya da yazılı anlama ve anlatma çalışmalarında başarılı olması gerekir. İnsan şu anda yeryüzünde düşünen ve konuşan tek varlık olduğuna göre bu bizim insanlık görevimizdir. Doğru anlamak için; kişinin söz varlığı zengin olmalı; kişi duyarlı olmalı; kişinin hayal gücü zengin olmalı; kişinin çevresi bu özelliklerini geliştirecek, destekleyecek durumda olmalıdır. Kişi yalnız görerek değil; okuyarak, dinleyerek, çalışarak deneyimlerini arttırmalı; anladıklarını anlatarak ya da yazarak anlatma beceresini geliştirmelidir. Anlatmanın başarılı olabilmesi için anlamanın tam ve doğru olması gerekir. Anlama; doğru öğrenmedeki başarıyı, kişinin öz güvenini artırır.
 
Anlama öğretilebilir bir davranıştır. Anlamanın da yöntem ve teknikleri vardır. Anlamadaki gizler çözüldükçe kişi anlamayı kavrar, bu konuda eğitilmiş olur. Fakat doğru anlama ve etkili anlatma için yalnız eğitim almış olmak yetmez, kişi kendi de çabalamalıdır. Kişinin, konuşmadaki ya da yazmadaki anlatımı aynı zamanda kişiliğinin göstergesidir. Kendini iyi yetiştiren kişilerin anlatımı kendine özgü olur. Böyle kişilerin konuşmalarını dinlemek, yazdıklarını okumak bize zevk verir. Anlatım kişiden kişiye değişmekle birlikte anlatımın ortak araçları, gereçleri ve özellikleri vardır. En önemli anlatım aracı dildir. Kişi anlatımında genellikle ait olduğu ulusun dilini kullanır. Kendine özgülük sözcük, deyim gibi söz varlıklarının seçimindedir, dilin cümlelerinin kuruluşundadır.

A. Anlatımın Özellikleri

İyi bir anlatımı yakalayabilmek için anlatımın özelliklerini bilmek gerekir. Anlatım özellikleri, anlatımın nasıllığı ile ilgilidir. "Karşılıklı konuşmada, karşılıklı anlayış birliğine varabilmek için anlatım nasıl olmalıdır?" sorusunun karşılıkları bizi iyi bir anlatımın özelliklerine götürür.
 
Anlatım özellikleri şöyle sıralanabilir:
1. Doğallık, 2. İlginçlik, 3. Tutarlılık, 4. İnandırıcılık, 5. İletişim Dilinde Yetkin Olmak, 6. Akıcılık, 7. Duruluk, 8. Özlük, 9. Açıklık.

1. Doğallık

Anlatılanların doğal olabilmesi için anlatıcının kendine güveninin tam olması gerekir. Kişi konuşmada ya da yazmada yapmacıklıktan uzak olmalıdır. Kişinin doğal konuşabilmesi için yaşama sevinciyle dolu olması, duygularını gizlememesi gerekir. Bunun için de kişi kendini sevmeli, dinleyicisini sevmeli, yaşamayı sevmelidir. Anlatacaklarını süslemeden, yalın bir dille fakat candan, yürekten anlatmalıdır.

2. İlginçlik

Kişinin anlatımı kendine özgü ise başkalarını taklit eder nitelikte değilse ilginç demektir. Anlatıcı, daha önceki söylenilenlerden, yazılanlardan ayrı konuları yakalamalı. Dili kullanımındaki kıvraklık, buluş kendine özgü olmalıdır.

3. Tutarlılık

Kişinin anlattıkları önceki anlattıklarıyla çelişmemelidir; yaptıklarına ters düşmemelidir. "Ya konuştuğun gibi ol, ya olduğun gibi konuş." sözü kişi tutarlılığının ölçüsü olmalıdır.

4. İnandırıcılık

Kişinin anlatımının inandırıcı olması için; kişinin anlattıklarına güvenmesi gerekir. Bunun için de anlatacağı konuyu iyi bilmeli, anlattıklarının doğruluğuna güvenmelidir. Kişi ancak kendi inandığı bir konuda inandırıcı anlatımı yakalayabilir. Anlatılanları mantık çerçevesine oturtabilmek, inandırıcılık açısından çok önemlidir. Buradaki inandırıcılık bir düşünceyi alıcıya zorla benimsetme biçiminde de olmamalıdır. İnandırıcılık, etkileyiciliği yanında getirir. Bunun için de duygular sıcak, düşünceler açık, anlatım özgün ve söyleyiş güzel olmalıdır.

5. İletişim Dilinde Yetkin Olmak

Kişi kullandığı dilde yetkin olmalıdır. Kullanılan sözcükler cümledeki yerine tam oturmalı. Dilbilgisi yanlışları, anlamda kapalılığın nedenlerinden biridir.

6. Akıcılık

Anlatım kesik kesik, tutuk olmamalıdır. Akıcı bir anlatım ile dile getirilen görüş ya da düşünceler dinleyicinin ya da okuyucunun belleğinde kolayca yer eder.

7. Duruluk

Anlatımda kullanılan uslup süslemeli, özentili olmamalıdır. Cümleler gereksiz yere uzatılmamalıdır. Cümlelerde en az sözcük ile eksiksiz anlatımı yakalamaya duruluk denir. Bir cümledeki fazla sözcük sayısı anlamı dağıtır. Söylenenler doğru bile olsa kavramak güçleşir. Cümledeki eksik sözcükler de anlamı yok eder.

8. Özlülük

Söz ya da yazı gereksiz yere uzatılmamalıdır. Anlatılacaklar eksiksiz olmalı, fakat fazladan sözcük bulunmamalıdır.

9. Açıklık

Anlatımda kullanılan sözcükler iyi seçilmeli, anlamı bilinmeyen bir sözcük bile kullanılmamalıdır. Terim niteleğinde bir sözcük varsa terimin ilk kullanımında açıklanmalıdır. Cümleler doğru kurulmalı, inandırıcı, doğal, tutarlı olmalı, plan tam oturmuş olmalı ki anlatım açık olsun. Bir bakıma anlatımın diğer özellikleri hep anlatımda açıklığı yakalayabilmek içindir.

B. Anlatımın Ögeleri

Anlatımın gerçekleşebilmesi için dört ögeye gerek vardır:
1. Verici (konuşan ya da yazar),
2. Alıcı (dinleyen ya da okuyan),
3. Dil (İletişim aracı olarak),
4. Konu. 

Konu Seçimi

Her yazım ve anlatımın temeli konudur. Konu, üzerinde konuşulan, yazı yazılandır. Konu günlük olaylardan alınabileceği gibi insanlar arası ilişkilerden, toplumsal gerçeklerden, sorunlardan, bilim ve teknolojiden, sanattan, kısaca yaşamın her kesitinden seçilebilir. Söz gelimi "aşk" duygusal, "eğitim" toplumsal, "optik" bilimsel bir konudur. Bu konular çok geneldir, bu ana konuların alt başlıklarla sınırlandırılması gerekir. Bilimsel bir konu aynı zamanda toplumsaldır; bu nedenle anlatım konularını kesin sınırlarla ayırmak güçtür. Yine konular; nesnel ise somut konular, nicel ise soyut konular diye de ayrılır. Konu alanı olarak toplumun her kesimi alınabilir. Örneğin, okul öncesi eğitimi konu alan bir yazı için köy, varoş, gecekondu, aydın kesim, Amerika, Japonya... gibi alanlardan biri seçilebilir.

Konu seçiminde gözönünde bulundurulacak özellikler şunlardır:
• Kişi, konu seçerken bildiği ya da ilgi duyduğu, araştırma yapabileceği konuyu seçmelidir.
• Konu, geliştirmeye uygun olmalıdır.
• Konu, bilimsel gerçeklerle çelişmemelidir.
• Konu, türlü yorumlara yol açmayacak kadar inandırıcı ve açık olmalıdır.

C. Anlatım Yolları

Anlatım yolları ile anlatım türlerini karıştırmamak gerekir. Anlatım türleri sözlü anlatım, yazılı anlatım diye ikiye ayrılır. Anlatım yolları daha genel bir kavramdır. Hem sözlü anlatımda hem de yazılı anlatımda anlatım yollarından birine ya da birkaçına başvurulur.
 
Bunlar şunlardır: 1. Açıklayıcı Anlatım, 2. Öyküleyici Anlatım, 3. Betimleyici Anlatım, 4. Tartışmalı Anlatım.

1. Açıklayıcı Anlatım

Bir konu üzerinde ayrıntılı bilgi vermek, öğretmek ya da olayı bildirmek, yorumlamak üzere yapılan anlatım türüdür. Bu anlatım yoluyla "ne, neden, niçin, nasıl, nerede, ne zaman" soruları açıklanır. Günlük konuşmalarda; edebiyat, felsefe ve ahlâk konularında, yaşanılan olaylarda sık sık açıklayıcı bilgi verir ya da başkalarının açıklayıcı bilgilerini dinleriz. Yine günlük konuşmalardaki sorulara verilen karşılıklar da
açıklayıcı anlatıma girer.
Açıklama yapmak için konuyu iyi bilmek, olayı görmek gerekir. Anlatım konusu yukarıdaki soruların karşılığı verilerek açıklanmalıdır. Savunulan düşünce iyi açıklanamazsa aynı düşünceler boş yere yinelenip durur. Bunu önlemek için anlatımın tümden gelim, tüme varım, benzetme gibi bilgi üretme yollarını kullanmalıyız. Şimdi de bu terimlerin ne anlama geldiğini öğrenelim.

1.1. Tümdengelim

Genel bilgilerden, yargılardan, kurallardan özel bilgilere, yargılara, kurallara ulaşmaktır.
Örneğin: "Çikolata diş çürütür." gerçeğinden yola çıkarak "Ben de çok çikolata yersem dişlerim çürür." gerçeğine vararak, "dişlerimi çürütmemek için çikolatayı çok yemem... " gibi. Bazen benzer olaylardan, bazen bilimsel gerçeklerden hareket edilerek yeni gerçeklere, sonuçlara ulaşmaktır.

1.2. Tümevarım

Tümden gelimin tersidir. Özel olay ve durumlardan genel yargılar elde etme yoludur. Yine "Çikolata diş çürütür.", "Muhallebi diş çürütür.", "Fondan şekeri diş çürütür." gerçeklerinden sonra "Şekerli yiyecekler diş çürütür." sonucu çıkar.

1.3. Benzetme

Konuyla ilgili benzer olayların, durumların bir araya getirilmesi çalışmasıdır.
Açıklayıcı anlatımda, şunlara da dikkat edilmelidir:
• Konunun maddesi ve görüş açısı iyi belirlenmelidir.
• Konuyu geliştirme ve temellendirme yollarından birinden ya da birkaçından yararlanılmalıdır.
• Bunları yaparken kendi gözlemlerimizden, deneyimlerimizden ve öğrendiklerimizden yararlanılmalıdır.

2. Öyküleyici Anlatım

Yaşanmış ya da tasarlanmış bir olayın başkalarına söz ya da yazı ile anlatımıdır. Bu anlatım; olay, kişi, yer ve zaman ögelerine dayanır.

2.1. Olay

Öyküleyici anlatımda öncelikle bulunması gereken ögedir. Anlatım, bir ana olay ile birçok yardımcı olay arasında kurulan ilişkilerle yapılır.
 
Ana olay üç evrede anlatılır:
Serim, düğüm, çözüm.
Serim: Öyküleyici anlatımda "giriş" bölümüdür. Bu bölüm ana olayın başlangıcıdır. Öyküde yer alacak kişiler, olayın geçtiği yer ve zaman tanıtılır. Düğüm bölümünden kısa, çözüm bölümünden uzun bir bölümdür.
Düğüm: Bu bölümde bir yandan ana olay yardımcı olaylarla genişlerken, bir yandan da dinleyici ya da okuyucuda merak uyandırılır. Uzun bir bölümdür. Bölümün uzunluğu ne olursa olsun, uyandırılan merağın sonuna kadar sürmesi sağlanmalıdır.
Çözüm: Diğer bölümlerde uyandırılan merağın giderildiği, soruların karşılık bulduğu bölümdür. Anlatının en kısa bölümüdür.

2.2. Kişiler

Öyküleyici anlatımda olayı yaşayanlardır. Olay birkaç kişi arasında geçer. Bunların kimileri olay için birinci derecede önemlidir. Olayın kolay anlaşılabilmesi için bu kişilerin anlatıda çok iyi tanıtılması gerekir. Olayların anlatımı sırasında kişiler bu niteliklerine uygun davranırlar ve konuşurlar.

2.3. Yer

İnsanlar kendilerine uygun yerlerde yaşarlar, olaylar da ya bu yaşadıkları yerlerde ya da gezmeye gittikleri yerlerde geçer. Bu nedenle olayın geçtiği yer de anlatıda bulunmalıdır. Fakat bunlar öykünün anlatımını olumsuz etkilememeli, olayların akışını bozmamalıdır.

2.4. Zaman

Zaman sonsuz bir akıştır. İnsan bu akış içine doğar, olaylar bu akış içinde geçer. Bu nedenle öykülemede zaman da belirtilir.

3. Betimleyici Anlatım

Bütün türlerde, tür bireyleri birbirine benzer. Yine de tek tek bakıldığında tür bireyleri arasında, kendine özgü ayırıcı nitelikler de vardır, ikizler de bile. İşte bunların söz ya da yazı ile anlatılmasına betimleme denir. Betimleme, insan ve insan dışındaki hayvan, manzara, eşya... gibi varlıkların benzerleri ile arasındaki ayırıcı, belirleyici özelliklerini anlatmaktır. Betimleme için tasvir etme de denir. Yazarın amacına göre iki türlü betimleme vardır. Bunlardan biri sanatsal betimleme, diğeri bilimsel betimlemedir. Sanatsal betimlemede okuyucunun duygularını uyandırmaya önem verilip içten bir uslup, öznel bir bakış açısı seçilirken, bilimsel betimlemede okuyucuya bilgi vermeye önem verilip, nesnel bir bakış açısını yakalamak gerekir. Betimleme söz ile resim yapmaktır. Böylece varlıklar gözönünde canlandırılabilecek duruma gelir. Betimlemede görme, tat, koku, işitme, dokunma gibi beş duyu organıyla sezilebilinen bütün özelliklere yer verileceği gibi duygulara da yer verilir. Bu da gösteriyor ki başarılı bir betimleme yapabilmek için iyi bir gözlemci olmak gerekir; çünkü betimlemedeki niteliklerin aslına uygun olması gerekir, abartma yoluna gidilmemelidir. Betimlemesi yapılan varlığın önce genel nitelikleri, sonra ayrıntıları, sonra da bizde bıraktığı duygusal etki verilmelidir. Bütün bunlar kişisel ve düzgün bir anlatımla verilmelidir. Betimlemede yer ve zaman ögeleri de bir arada bulunur.

Mevsim betimlemesi: İlkbahar

"Uzun süren kış ayları bitti. Köyün üzerini örten kara bulutlar gitmiş, yerini masmavi gökyüzüne bırakmıştı. Yılan gibi kıvrıla kıvrıla akan derenin suları coşmuş, coşku türküleri söyleyerek akıp gidiyordu... Vadi rengârenk tomurcuk ve çiçeklere bürünmüştü. Uykudan uyanan böcekler yuvalarından çıkarak şimdiden kış hazırlıklarına başladılar. Karıncalar sıcak günlerin uzun sürmeyeceğini bildikleri için ambarlarını yiyecekle doldurma yarışına başladılar. Bizim tembel ağustos böceği de sabahın erken saatlerinde müzik şölenine başlamış, gece gündüz demeden güzel türkülerini söylüyordu."
(Sabri Oytan, Bal Sarısı -Zerik Taşı, s. 34)
 
İnsan betimlemesine portre denir. Betimlemedeki tüm kurallar portre için de geçerlidir.
Yine de şu noktalara dikkat edilmesi gerekir:
• Portreye konu olan kişi, objektif olarak anlatılmalıdır.
• Kişi için kullanılan sıfatlar gerçeğe uygun olmalıdır.
• Kişinin iyi nitelikleri yanında kötü nitelikleri de gösterilmelidir.
• Gereksiz ayrıntılar yazılmamalıdır.
• Anlatım özentisiz, açık ve akıcı olmalıdır.
 
İnsanı ele alışına göre üç türlü portre vardır:
• Dış portre:
Kişinin yalnız görünüşünü anlatan portredir.
• İç portre: Kişinin iç dünyasını, olaylar karşısındaki tutum ve davranışlarını anlatan portredir.
• Genel portre: Kişinin hem dış hem iç özelliklerini anlatan portredir.

Portre bağımsız bir yazı türü olabileceği gibi, diğer yazı türlerinin -daha çok da öykü ve romanın- içinde yer alır:
"Sarı Mustafa'nın sarı, gür saçlarına, tombul yapısına, sürekli gülen yüzüne karşılık; Kösenin Yusuf, buğday benizli, seyrek sakallı, ince yapılı, orta boylu, düşünceli görünen biriydi. Dor Ali ise, iri yarı, esmer, kara bıyıklı, sağlam yapılıydı. Huyları pek birbirine benzemese bile iyi anlaşmışlar, iyi arkadaş olmuşlardı. Düzlükte birbirine yardım ederek yaşayıp gidiyorlardı."
(Behzat Ay, Dor Ali, 1966, s.11)

4. Tartışmalı Anlatım

Bir topluluğun, belli bir konuda, gerçeğe ulaşmak için, kendi aralarında yaptığı düşünce alışverişine tartışma denir. Tartışmada, bir konunun en az iki bakış açısı vardır. Tartışma sonucunda konu bilimsel sonuçlara bağlanır. Bunun için tartışmada düşüncelerin açıkça ortaya konması, özgür bir ortamda tartışılması gerekir.

D. Anlatım Biçimleri

Bir olay anlatımı ile, düşünce anlatımı aynı yöntemle olmaz. Düşünce yazılarında ve resmi mektuplarda anlatım daha ciddi; özel mektuplarda, anılarda daha içten; olay yazılarında sürükleyici, heyecan doludur.
Anlatımda kimi zaman konuşma dili, kimi zaman şiir dili kullanılır. Her ikisi için de iki anlatım biçimi vardır: Dolaylı anlatım, dolaysız anlatım.

1. Dolaylı Anlatım

Öykü, roman gibi yazın türlerinde, olayların bir anlatıcının ağzından anlatılmasıdır. Ayrıca sözcük ve kavram seçiminde de dolaylı anlatım seçilir çoğu kez. Bir sözcüğü, sözlük anlamının dışında kullanmak da dolaylı anlatımdır. İstiarelere (eğretileme), dolaylamalara yer vermek de dolaylı anlatımdır. Söz gelimi bayrağımız yerine hilâl, lületaşı yerine bayaz altın, askerimiz yerine Mehmetçik, aslanlar...

2. Dolaysız Anlatım

Öykü, roman gibi yazın türlerinde, olayların kahramanın ağzından anlatılmasıdır.

E. Anlatım Türleri

Bir duygunun, bir düşüncenin, bir isteğin söz ya da yazı ile belirtilmesine anlatım denildiğini görmüştük. Tanıma göre anlatım: 1. Sözlü anlatım, 2. Yazılı anlatım olmak üzere iki türlüdür.

1. Sözlü Anlatım

Anlatılmak istenen duygu, düşünce ya da hayaller söz ile anlatılır. Sözlü anlatıma konuşma da denir. Karşılıklı konuşmadan, tartışmaya, konferansa kadar birçok konuşma türü vardır. Bundan sonraki üç ünite sözlü anlatım üzerinedir.

2. Yazılı Anlatım

Anlatılmak istenen duygu, düşünce ya da hayaller yazı ile anlatılır. Yazılı anlatıma komposizyon ya da yalnızca yazı da denir. Yazılı anlatım türleri önce düşünce yazıları, sanat değeri olan yazılar, yazışmalar olmak üzere üçe ayrılır, sonra onlar da kendi içinde birçok türe ayrılır. Bunlar için bilgi gelecek ünitelerde verilmiştir.

Özet

Anlatma olayına anlatım denir. Anlatım, duygu ve düşüncelerin söz ya da yazı ile açıklanması diye tanımlanır. Anlama olmadan anlatma olmaz. Günümüzdeki yoğun iletişim ağı içinde çabuk anlama ve kolay anlatım bir zorunluluktur. Anlama öğretilebilir bir davranıştır. Anlamanın da yöntem ve teknikleri vardır; fakat doğru anlama ve etkili anlatma için yalnız eğitim almış olmak yetmez, kişinin kendi çabası da gerekir.
 
Anlatım özellikleri, anlatımın nasıllığı ile ilgilidir, şöyle sıralanabilir: 1. İnandırıcılık, 2.Doğallık, 3. Tutarlılık, 4. İlginçlik, 5. Anlatımın Özlü Olması, 6. Duruluk, 7. Açıklık, 8. İletişim Dilinde Yetkin Olmak, 9. Akıcılık...
 
Anlatımın gerçekleşebilmesi için dört ögeye gerek vardır: 1. Verici (konuşan ya da yazar), 2. Alıcı (dinleyen ya da okuyan), 3. Dil, 4. Konu.
Anlatımın temeli konudur. Konu, üzerinde konuşulan, yazı yazılandır. Konu seçerken kişi bildiği ya da ilgi duyduğu, araştırma yapabileceği konu olmasına, geliştirmeye uygun olmasına, bilimsel gerçeklerle çelişmemesine, inandırıcı ve açık olmasına dikkat etmelidir.

Anlatım yolları ile anlatım türlerini karıştırmamak gerekir. Anlatım türleri sözlü anlatım, yazılı anlatım diye ikiye ayrılır. Anlatım yolları daha genel bir kavramdır. Hem sözlü anlatımda hem de yazılı anlatımda uygulanır.
Bunlar: 1. Açıklayıcı Anlatım, 2. Öyküleyici Anlatım, 3. Betimleyici Anlatım, 4. Tartışmalı Anlatım.
Bir olay anlatımı ile, düşünce anlatımı aynı yöntemle olmaz. Düşünce yazılarında ve resmi mektuplarda anlatım daha ciddi; özel mektuplarda, anılarda daha içten; olay yazılarında sürükleyici, heyecan doludur. Anlatımda kimi zaman konuşma dili, kimi zaman şiir dili kullanılır. Her ikisi için de iki anlatım biçimi vardır: Dolaylı anlatım, dolaysız anlatım.
Bir duygunun, bir düşüncenin, bir isteğin söz ya da yazı ile belirtilmesine anlatım denildiğini görmüştük.
Tanıma göre anlatım: 1. Sözlü anlatım, 2. Yazılı anlatım olmak üzere iki türlüdür.

Değerlendirme Soruları

Aşağıdaki soruların yanıtlarını seçenekler arasından bulunuz.
1. Aşağıdakilerden hangisi olmadan anlatma olamaz?
A. Konuşma
B. Dinleme
C. Yazma
D. Anlama
E. İşitme
2. Aşağıdakilerden hangisi anlatım yollarından biri sayılamaz?
A. Açıklayıcı Anlatım
B. Öyküleyici Anlatım
C. Betimleyici Anlatım
D. Tutarsız Anlatım
E. Tartışmalı Anlatım
3. Aşağıdakilerden hangisi anlatım özelliklerinden biri değildir?
A. Doğallık
B. Kısalık
C. Açıklık
D. İlginçlik
E. İnandırıcılık
4. "Cümlelerde en az sözcük ile eksiksiz anlatımı yakalamaya........denir." cümlesinde
boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A. Özlülük
B. Duruluk
C. Açıklık
D. İlginçlik
E. Tutarlılık
5. Konu seçiminde aşağıdakilerden hangisi gözönünde bulundurulacak özelliklerden
biri değildir?
A. Araştırma yapılabilecek bir konu seçilmeli
B. Konu geliştirmeye uygun olmalı
C. Kişi bilmediği bir konuyu seçmeli
D. Konu bilimsel gerçeklerle çelişmemeli
E. Konu inandırıcı ve açık olmalı

Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar

Ateş, Kemal. Örneklerle Türkçe Kompozisyon Bilgileri, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Yayınları, No: 353, Ankara, 1985.
Emir, Sabahat. Örnekleriyle Kompozisyon Yazma Sanatı, Hakan Ofset, İstanbul, 1985.
Garipoğlu, Kemal. Örnekli Kompozisyon, İstanbul, 1977.
Hengirmen, Mehmet. Türkçe Kompozisyon Yazım-Test-Uygulama, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Yayınları, Ankara, 1980.
Kantemir, Dr. Enise . Yazılı ve Sözlü Anlatım, Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayınları: 105, Ankara, 1972.
Özdemir, Emin. Okuma Sanatı, İnkılâp Kitabevi, İstanbul, 1983.
Özdemir, Emin. Yazı ve Yazınsal Türler, Varlık Yayınevi, İstanbul, 1983.
Özdemir, Emin -Adnan Binyazar. Yazmak Sanatı: Kompozisyon, Varlık Yayınevi, İstanbul, 1969.
Özön, Mustafa Nihat. Yazmak Sanatı ve Kompozisyon, Varlık Yayınevi, İstanbul, 1960.
Par, Arif Hikmet. Plânlı Yazma Sanatı Komposizyon, İstanbul, 1974.
Sarıca, Salih - Mustafa Gündüz. Güzel Konuşma ,Yazma, Kompozisyon, İstanbul, 1992.
Tansel, Fevziye Abdullah. İyi ve Doğru Yazma Usûlleri, Milli Kültür Yayınları, Ankara, 1962. 
Türk Dili. Türk Dili ve Yazını Özel Sayısı, Aylık Dil ve Edebiyat Dergisi.
Wellek , R. - A. Warren. Yazın Kuramı, Çeviren: Yurdanur Salman, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul, 1982.
Türk Dil Kurumu. Yazım Kılavuzu, No: 525, Ankara, 1996.
Yıldırım, Hüseyin. Öğretmen Rehberi, C. I, II, Ankara Yayınevi, Kültür Matbaası, Ankara, 1966.
Yörük, Yaşar. Güzel Konuşma Yazma Kılavuzu, Ankara, 1978.
Yücel, Tahsin. Yazın ve Yaşam, Çağdaş Yayınları, İstanbul, 1976.
Zülfikar, Hamza. Yüksek Öğretimde Türkçe Yazım ve Anlatım, Bizim Büro, Ankara,1981.

Anlatım Resimleri

Anlatım Sunumları

Anlatım Soru & Cevap

Bu yazı hakkında ilk soru soran sen ol..

Anlatım Ek Bilgileri

  • 0
    4 ay önce

    Anlatım Nedir?
    Anlatmak işi


Sende Bilgi Ekle

Bu yazının geliştirilmesine yardımcı ol.

Birşey Unutmadın mı ?

Bizi sonra tekrar bulmak için sitemizi aşağıdan beğenmelisin